17 Ekim 2019, Perşembe
Başlangıç / Eğitim / Burs & Yurt Haberleri / Atatürk ve Kadın

Atatürk ve Kadın

Arama motoruna “kadın nedir?” diye yazdığımızda karşımıza çıkanlar şunlar oluyor: “Evlenmiş ya da kızlığını yitirmiş dişi insan, hizmetçi, bayan veya ev yönetimi için gerekli becerileri olan.”

Peki, Atatürk kadınlar hakkında ne söylemiştir sizce?

“Kadın denilen varlık bizatihi (kendisi) yüksek bir varlıktır. Onun yoksulluğu olmaz. Kadına yoksul demek, onun bağrından kopup gelen bütün beşeriyetin (insanların) yoksulluğu demektir.”

Buradan anlaşılacağı üzere kadın o kadar yüksek bir varlıktır ki onun tanımı yapılamaz bile.

Bu iki görüş arasındaki fark bile bize aslında Atatürk’ün bizlere bırakmış olduğu düşüncelerini kavrayıp koruyamadığımızı gösteriyor. Kadınlar olarak haklarımızı kullanabiliyor muyuz ya da haklarımızın, gücümüzün farkında mıyız?

6eccab06d7380f636c46647c760c77e5_790x445

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, kadınlara verilen haklar ile o dönemde diğer ülkelerdeki kadınların konumundan daha üst konuma gelmişlerdir. Diğer ülkelerdeki kadınlar, sahip olduğumuz hakları elde edebilmek için büyük mücadeleler vermişlerdir. Türk kadınlarının mücadele vermediği düşünülse de durum böyle değildir. Kadınlar mücadelelerini Kurtuluş Savaşı sırasında vermişlerdir. Mücadele verilmediği konusundaki eleştirilere, Atatürk şu şekilde yanıt vermiştir;

“… Dünyada hiçbir milletin kadını, ‘Ben Anadolu kadı­nından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere gö­türmekte Anadolu kadını kadar emek verdim’ diyemez. … Belki erkeklerimiz memleketi istilâ edenlere karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüslerini germekle düşman karşısında hazır bulundular. Fakat erkekleri­mizin teşkil ettiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir… Çift süren, tarlayı eken, orman­dan odunu/keresteyi getiren, mahsulleri pazara götüre­rek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber, sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin harp malzemesini taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilâhî Anadolu kadınları ol­muştur. Bundan ötürü, hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükran ve minnetle son­suza kadar aziz ve kutsal bilelim”.

icerik_790x445

Dolayısıyla, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal konumlarında iyileştirmeler yapılmış.

Medeni kanunun kabulüyle birlikte tek eşlilik gelmiş ve birden fazla kadınla evlenmek yasaklanmıştır. Kadınların küçük yaşta evlenmelerinin önüne geçmek amacıyla yaş sınırı getirilmiştir. Kadının kendisi olmadan temsilci aracılığıyla evlenmesi yasaklanmış, boşanma yetkisi kadına da verilerek kadın istemediği bir evliliği sürdürmek zorunda olmaktan kurtulmuştur.

Öğrenim görebilmeleri için ilköğretim zorunlu hale getirilmiştir. Karma eğitim modeline geçilmiş. Kız okullarının sayıları arttırılmış.

s-1d17d2e3a22ce2be3801ebddb150762cd24e20e3_790x445

Merkezi ve yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı vererek yönetime katılması sağlanmıştır. Bu hakkın verilmesinde Afet İnan’ın önemi büyüktür. Afet İnan yurttaşlık dersi verdiği bir günde seçimleri daha iyi anlamalarını sağlamak amacıyla sınıfta belediye seçimi düzenlemiştir. Bu seçimi bir kız öğrenci kazanmıştır. Fakat erkek bir öğrenci kadınların seçme ve seçilme hakkının olmadığını söyleyip itiraz edince Afet Hanım bu durumu Atatürk’e anlatmıştır. Daha sonra bu hakkı hayata geçirebilmek amacıyla incelemeler, araştırmalar yapılmış ve sonunda meclis gündemine gelmiş. Onaylanarak hayata geçirilmiştir.

Mahkemede tanıklık edebilir duruma geldiler. Velayet hakkı sadece erkekte iken artık kadına da verildi.

Kılık kıyafet kanunuyla giyim kuşamda bir birlik sağlanmak istenmiştir. Sanılanın aksine, kadınlara bu konuda baskı yapılmamıştır. Kadınlar, zamanla modern kıyafeti kendileri benimsemişlerdir.

Atatürk, kadınları sosyal hayatın içine katarken onların “analık” vazifesini unutmamıştır. Hatta,bu vazifelerine büyük önem vermiştir. Çünkü yeni nesili bu kadınlar yetiştirecekti.

Verilen bu haklardan sonra kadınlar toplumda daha fazla görünür oldu. Öyle ki, bazı mesleklerde ilk kadın unvanına sahip olanlar ortaya çıkmaya başladı. Bu ilk kadınlardan bazıları şunlardır:

  • İlk kadın arkeolog: Jale İnan

jale-inan_790x445

  • İlk kadın veteriner: Sabire Aydemir
  • İlk kadın avukat: Süreyya Ağaoğlu
  • İlk kadın vali: Lale Aytaman

vali_790x445

  • İlk kadın bakan: Türkan Akyol
  • İlk kadın büyükelçi: Filiz Dinçmen
  • Dünyanın ilk kadın savaş muhabiri ve ilk Türk kadın fotoğrafçısı: Semiha Es

tyhhyju

  • İlk kadın doktor: Safiye Ali
  • İlk kadın başbakan: Tansu Çiller
  • İlk kadın maç hakemi: Lale Orta

eski-hakem-lale-orta-chp-den-aday-adayi-oldu-7027981_x_1303_o_790x445

  • İlk kadın tiyatro oyuncusu: Afife Jale
  • İlk kadın emniyet müdürü: Feriha Sanerk
  • İlk kadın opera sanatçısı: Semiha Berksoy
  • İlk kadın savaş pilotu: Sabiha Gökçen

iz1_790x445

Unutulmamalıdır ki sahip olduğumuz bu haklar çok değerlidir. Deyim yerindeyse dünyaları verseler değişilmeyecek nitelikteler. Bütün kadınların, bir gün bu hakların değerini tam anlamıyla anlaması dileğiyle…

“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” Mustafa Kemal ATATÜRK

Özel İçerik: Meryem Yüksel

Hakkında: zumreOrg42

T.C. M.E.B. Kocaeli Özel Şirin Yüksek Öğretim Kız Öğrenci Yurtları İzmit, Kocaeli

  Yurdumuz modern binasında öğrencilerine en iyi hizmeti vermektedir. Konumu itibari ile üniversiteye hızlı ve …